Adapazarı, bir hayalet şehre dönmüştü. Sabahın sekiziydi daha, felaketin beşinci saati. Yürekleri dağlayan kentte, yolların yarıldığını, evlerin katlandığını gördük.Adapazarı'na yaklaştıkça önce yolların yarıldığını gördük. Sonra da evlerin karton parçası gibi katlandığını. Caddelerde ilerlemek olanaksızdı. Adım başı çöken binaların enkazı kenti hayalet şehre çevirmişti.
Araçtan iner inmez genç bir kadın kolumu tuttu.
‘‘Yavrum bu binanın altında. Yalvarırım bir kepçe bulun bize.’’
Bir adım daha attım. Başka bir enkazın altında yatan genç, korkulu gözlerle olanları izliyordu. Bir bacağı ve kolu duvarın altında kalmıştı. Üstüne yığılan iki kata adeta teslim olmuştu. Sivil savunma ekipleri












